Özkan Koç Yazdı...
Gazetecilik, doğası gereği her gün yeni bir hikâyenin, değişen bir gündemin ve hızla akıp giden zamanın peşinde koşmaktır. Mesleğin mutfağında geçen uzun yılların ardından fark ettim ki; insanı köklerine bağlayan şey, aslında dünün bıraktığı o silinmez izlerdir. Bu farkındalık beni son dönemde modern dünyanın gürültüsünden alıp; Osmanlı’nın ilk baskı kokan gazete sayfalarına, mekanik deklanşörlerin asil sesine ve Malatya’nın o vakur mezat sofralarına doğru bir yolculuğa çıkardı.
Osmanlı Matbuatının İzinde Bir Miras
Koleksiyonumun en kıymetli parçalarını, kuşkusuz Osmanlı döneminden kalma gazeteler ve belgeler oluşturuyor. Bugün dijital ekranlarda saniyeler içinde tüketip geçtiğimiz haberlerin aksine, o dönemin mevkutelerinde her bir harf; büyük bir emeğin, zarafetin ve devlet vakarının ürünüdür. Mürekkebin kâğıtla buluştuğu o ilk anın kokusunu duymak, yüzyıl öncesinin manşetlerinde bugünün izdüşümlerini aramak; bir gazeteci için mesleki bir kök arayışıdır. O sararmış sayfalar sadece haber değil; bir devrin dilini, kültürünü ve tarihsel kimliğini bugüne taşıyan birer emanettir.
Vizörden Süzülen Zaman ve Mekanik Estetik
Haberin metni kadar, o anı ölümsüzleştiren "ışık" da bir o kadar mühimdir. Koleksiyonuma dahil ettiğim eski fotoğraf makineleri, benim için sadece birer mekanik cihaz değil, zamanı donduran birer mucizedir. Dijitalin kolaycılığına inat, filmli makinelerin her bir karesinde bir bekleyiş, bir emek ve yaşanmışlık gizlidir. Eski bir körüklü makinenin vizöründen bakarken, dünyayı sadece görmezsiniz; o anın ruhunu hissetmeye çalışırsınız. Fotoğraf makinesi, gerçeğin en sadık şahididir ve o şahitleri korumak, tarihin tanıklığına sahip çıkmaktır.
Sabrın ve Estetiğin Buluşması: Tespih ve Mezat Kültürü
Bu entelektüel arayış, Malatya’nın kendine has mezat kültüründe hayat bulan tespih ve eski para merakıyla tamamlanıyor. Mezat masalarına düşen her bir tespih tanesi; ustanın elindeki sanatın, sabrın ve Anadolu insanının vakarının birer temsilcisidir. Kehribarın o mistik dokusunda ya da eski bir madenî paranın üzerindeki tarih mühründe, bizden önceki kuşakların ayak izlerini buluruz. Malatya’nın mezatları, sadece bir alışveriş alanı değil; dostluğun, muhabbetin ve kültürel mirasın harmanlandığı birer gönül sofrasıdır.
Geleceğe Not: Neden Biriktiriyoruz?
Bizim derdimiz eşyaya sahip olmak değil, eşyanın fısıldadığı hakikate kulak vermektir. Malatya Beyan Haber olarak şehrin nabzını tutarken; şahsi dünyamda da bu toprakların, bu milletin ve bu mesleğin mirasına sahip çıkmaya gayret ediyorum. Çünkü inanıyorum ki; dününü cebinde taşımayanlar, yarınını inşa ederken hep eksik kalırlar.
Malatya’nın o samimi mezat akşamlarında, Osmanlı bir gazete sayfasının kenarında veya eski bir tespihin imamesinde buluşmak dileğiyle... Geçmişi olmayanın, geleceği de olmayacaktır.




