Bizler, bilginin kütüphane raflarında, usta-çırak ilişkilerinde ve yaşanmış hikâyelerin içinde saklı olduğu bir dünyada yetiştik. Bir şeyi öğrenmek emek isterdi; vakit ayırmayı ve o bilginin "doğru" olduğundan emin olmayı gerektiriyordu. Bugün ise bilgi, parmak ucumuzdaki bir ekranın ardında, işlenmemiş ve ham halde yığılı duruyor. Gazetecilik perspektifiyle baktığımızda; karşımızda "bilgi sahibi olma" ile "malumat sahibi olma" arasındaki o kritik ayrımın yok oluşu var.

Google’ın Yanılsaması: Okumak Bilmek midir?
Genç nesil, bir konuyu internette aratıp ilk üç satırı okuduğunda o konuyu "çözdüğünü" sanıyor. Oysa orta yaşın o sessiz bilgeliği bilir ki; bir konuyu bilmek sadece cevapları bulmak değil, doğru soruları sorabilmektir. Bir ustanın elinin ayarı, bir öğretmenin öğrencinin gözünden anladığı o eksiklik ya da bir esnafın "bu iş böyle olmaz" dediği o sezgi; hiçbir yapay zekânın veya arama motorunun taklit edemeyeceği bir "yaşanmışlık" içerir. Hız, bize sonucu verir ama süreci ve o sürecin kattığı karakteri çalar.
Hiyerarşinin Yıkılışı: "Benim Fikrim Seninkinden Değerli"
Dijitalleşme, bilgi hiyerarşisini de yerle bir etti. Artık bir konuya ömrünü adamış bir uzmanla, o konu hakkında sadece bir video izlemiş birinin sesi aynı platformda eşit yükseklikte çıkıyor. Tecrübe, "eski kafalılık" olarak yaftalanırken; yüzeysel ama hızlı olan "modernlik" olarak alkışlanıyor. Oysa kriz anlarında sığınılan liman, Google'ın algoritmaları değil, fırtınayı daha önce bin kez atlatmış olan o "yaşlı" dümencinin sakinliğidir.
Derinliksiz Bir Dünya: Bilgi Var ama Anlam Yok
Bugün her şeye ulaşıyoruz ama hiçbir şeyi içselleştiremiyoruz. Bilgi akışı o kadar hızlı ki, bir konunun üzerine düşünmeye, o bilgiyi demlendirmeye vaktimiz kalmıyor. Orta yaşın o bildik, ağırbaşlı ve derinlikli bakışı; bu yüzeysel hız denizinde boğulma riskiyle karşı karşıya. Oysa medeniyet, sadece hızla değil, bilgeliğin ve tecrübenin üzerine inşa edilen katmanlarla yükselir.
Sonuç Olarak;
Hız, her şeyi kolaylaştırır ama hiçbir şeyi değerli kılmaz. Tecrübe; hata yapma, o hatadan ders çıkarma ve o dersi bir karaktere dönüştürme sanatıdır. Gençlerin enerjisine ve hızına ne kadar ihtiyacımız varsa, orta yaşın o dengeleyici ve durultucu aklına da o kadar ihtiyacımız var. Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey; Google’da bulamadığımız tek şeyin "yaşanmışlık" olduğudur. Bilgi herkeste olabilir, ama tecrübe sadece yol kat edene mahsustur.




