Şubat 2026’da Malatya’nın sokaklarında yürürken, sadece yükselen yeni binaları değil, bu kadim toprakların sessiz ama derinden gelen direnişini görüyoruz. Üç yıl önce yaşadığımız o büyük felaket, bizden canlarımızı ve anılarımızı kopardı; fakat vatan toprağına olan sadakatimizi ve birliğimizi asla sarsamadı. Bizim için Malatya, sadece haritadaki bir şehir değil; Battalgazi’nin cesaretiyle yoğrulmuş, milli şuurun Malazgirt’ten bu yana sönmeyen bir meşalesidir.
Ocak terbiyesiyle yetişmiş bir genç için şehri imar etmek, sadece taş üstüne taş koymak değildir. Bizim asıl vazifemiz, bu binaların harcına "önce vatan" diyen bir ahlakı, "nizam-ı alem" davasının sarsılmaz inancını katmaktır. Beydağı’nın heybetine bakarken kaybettiğimiz kardeşlerimizin hatırasını yad ediyor, her yeni temelde geleceğin güçlü Türkiye’sinin mührünü vuruyoruz. Malatya, yıkıldığı yerden daha görkemli bir şekilde ayağa kalkarken, bu yükselişin lokomotifi milli değerlerine bağlı, devletine ram olmuş Türk gençliği olacaktır.
Şehri planlarken ruhu ihmal edenler yanılırlar. Malatya’nın yeni mahalleleri, sadece konfor vadeden yerleşim yerleri değil; komşuluk hukukunun, kardeşlik bağının ve Türk töresinin yaşatıldığı birer kale olmalıdır. 2026 yılı, Malatya için sadece fiziksel bir iyileşme yılı değil, aynı zamanda kültürel ve manevi bir şahlanışın başlangıcıdır. Kökü mazide olan bir atinin evlatları olarak, bu sarsılmaz kaleyi; imanla, azimle ve ay-yıldıza olan sönmez aşkımızla yeniden inşa etmeye ant içtik.




