Hayat bazen üzerinize sadece yorgunlukla gelmez; bazen doğrudan karşınıza dikilip "buraya kadar, yapamazsın" der. Bir gazeteci adayı olarak elime kalem aldığımda da, sağ diz üstü ampute bir futbolcu olarak sahaya çıktığımda da hep aynı bakışı gördüm: O acıyan ya da "boşuna uğraşma" diyen sessiz yargı. Bugün bu yazıyı, o bakışlara boyun eğmek için değil, o sessizliği bozmak için yazıyorum. Pes etmeye değil, her şeye inat burada olduğumu söylemeye geldim.
"Kenarda otur" diyenlere inat sahadayım
Ampute futbol benim için sadece bir spor değil. Sahada koltuk değneklerine her yüklendiğimde aslında sadece topun peşinden koşmuyorum; bana biçilen "kenarda otur" rolünü reddediyorum. Bir uzvun eksik olması, bir insanın eksik olduğu anlamına gelmez. Ben o sahada düştüğümde, yerden kalkışım sadece fiziksel bir hareket değil; hayata karşı bir "vazgeçmiyorum" mesajıdır. Gazetecilikte de durum farksız. İnsanların "senin için zor olmaz mı?" dediği her an, benim için yeni bir başlama noktasına dönüşüyor. Çünkü biz zorlukları aşmayı değil, o zorluklarla beraber yürümeyi öğrendik.
Sıramı beklemeye de susmaya da niyetim yok
Çevre bize hep belli kalıplar dayatıyor. Engelliysen "evinde otur", öğrenciysen "sıranı bekle", gençsen "fazla konuşma." Ben bu kalıpların hiçbirine sığmıyorum. Ne sıramı bekleyeceğim ne de susacağım. Gerçek bir gazeteci, herkesin sustuğu yerde konuşabilendir. Eğer hayatım zaten bir mücadele üzerine kuruluysa, haksızlık karşısında sessiz kalmak kendime ihanet olur. İnatçıyım, bunu kabul ediyorum. Çünkü biliyorum ki bu dünyada iz bırakmak istiyorsanız, rüzgara karşı yürümeyi göze almalısınız.
Yorulunca bırakmıyorum, sadece soluklanıyorum
Bazen nefesimin kesildiği anlar oluyor, yalan değil. Ama bu yorgunluk bir bitiş değil, sadece bir soluklanma. Bizler düşmeyi değil, her düştüğümüzde daha kararlı kalkmayı ezberledik. Eğer bugün hâlâ bu sahadaysam ve elimde bu kalem varsa, bu bir tesadüf değil, benim tercihimdir. Hayatın önüme çıkardığı her engele karşı en büyük gücüm, vazgeçmeyen inadımdır. Biz sustuğumuzda değil, inat ettiğimizde bir şeyler gerçekten değişmeye başlar.




