Bugün yine o bildik manzara... Sabah perdeyi aralayıp dışarıdaki beyaz örtüyü gördüğümde, içimi o çocuksu sevinç değil, "Yine yollarda rezil olacağız" korkusu kapladı. Malatya’da kış gelince sadece havalar soğumuyor; yollarımız daralıyor, trafiğimiz kilitleniyor, sabrımız ise adeta tükenme noktasına geliyor.
Yıllardır aynı hikâyeyi yaşıyoruz. Beydağı’nın tepesine ilk kar düştüğü an, şehir merkezinde bir panik havası başlıyor. Alt tarafı birkaç santim kar yağınca koca bir şehrin trafiği nasıl felç olur, anlamak mümkün değil. Çevreyolu’ndan Paşaköşkü’ne, Fahri Kayahan’dan TOKİ konutlarına kadar her yer birer otoparka dönüşüyor. Direksiyon başında, önündeki aracın stop lambalarına bakarak dakikaları, hatta saatleri eritmek artık Malatyalı olmanın "kaderi" sayılmaya başlandı.
Benim asıl canımı yakan, her kış aynı şeylerin yaşanması. Gazetecilik refleksiyle soruyorum kendime: Biz bu kışın geleceğini bilmiyor muyuz? Meteoroloji günler öncesinden "Kar geliyor" diye bağırırken, neden o yollar hep "aniden" kapanıyor? Tuzlama araçlarını görmek için neden illa trafiğin birbirine girmesi gerekiyor? Şehrin dik yokuşlarında, ana arterlerinde buzlanma başlayınca vatandaşın kendi imkânlarıyla hayata tutunmaya çalışması, 2026 yılındaki bir şehir için ne kadar gerçekçi?
Trafik zulmü diyorum, çünkü bu sadece bir ulaşım sorunu değil, bir yaşam kalitesi meselesi. İşe geç kalan memurun stresi, hastaneye yetişmeye çalışan ambulanstaki canın telaşı, okul servisinde üşüyen çocuğun yorgunluğu... Hepsi o kar küreme aracının geçmediği ya da yanlış planlanan yolların birer faturası. İnternet sitelerinde "Kar yağışı şehri beyaza bürüdü, kartpostallık görüntüler oluştu" haberlerini okurken; ben o "kartpostalın" arkasındaki çileyi, kayan araçları ve insanların çektiği eziyeti görüyorum.
Şehir olarak artık sadece bina dikmeyi değil, o binaların arasındaki yolları kışın da yürür halde tutmayı öğrenmemiz lazım. Yolun kenarına dökülen üç beş kürek tuzla bu işin çözülmediğini her yıl tecrübe ediyoruz. Bizim daha akılcı planlara, daha hızlı müdahalelere ve en önemlisi "kar sürpriz oldu" demeyen bir yönetim anlayışına ihtiyacımız var.
Bu kış da o yollarda kalacağız, belki yine kornalara basıp sinirleneceğiz. Ama isterim ki; seneye bu vakitler "Yine mi aynı çile?" demek yerine, kışın tadını çıkarabildiğimiz bir Malatya’dan bahsedelim. Çünkü Malatyalı her şeyin en iyisine layık ama bu trafik zulmüne asla değil.




